Yeni Doğan Bebeğin Beslenmesi

Beslenme, bireyin yaşamını sağlıklı olarak devam ettirebilmesi için gerekli olan maddelerin dışardan alınması olarak tanımlanmaktadır. Doğumdan itibaren yeterli ve dengeli beslenen bebekler, fiziksel ve zihinsel yönden sağlıklı olarak büyür ve gelişirler. İyi beslenen çocuklar daha az hasta olur veya hastalıklardan daha çabuk iyileşirler. 

Beslenme yetersizlikleri; vücudun dayanma gücünün azalmasına,bağışıklık sisteminin zayıflamasına, büyüme ve gelişme geriliğine, hastalıklara daha fazla yakalanmaya, hastalıkların ağır ve ölümcül seyretmesine neden olması nedeniyle, bebek ve çocuk sağlığını olumsuz etkileyen etkenlerin ilk sıralarında yer almaktadır. 
Bu nedenle ailenin, bir bebeğin bakımında öğrenmesi gereken ilk görevlerden birisi, doğru ve dengeli beslenme kurallarıdır. Özellikle hızlı büyümenin olduğu bebeklik döneminde ise bu daha da önem kazanmaktadır. 

Bebek Nasıl Beslenmeli? 
Yeni doğan bebek; ilk 6 aylık süre içerisinde su dahi verilmeden sadece anne sütü ile beslenmelidir. 
Çünkü her memelinin sütü; kendi yavrusunun gereksinimlerine, büyüme ve gelişimine uygun şekilde düzenlendiğinden, anne sütünün üstünlükleri tartışılamayan bir biyoloji harikasıdır. 
Anne sütünün özellikleri ilerde genişçe anlatılacaktır.

Anne sütünün özelliklerini kısaca sıralarsak; 
Anne sütü en doğal ve en taze besindir, 
• Her zaman temiz ve mikropsuzdur ve vücut sıcaklığındadır, 
• Ekonomik ve her an kullanılmaya hazırdır, 
• Bebek tarafından sindirimi daha kolaydır, 
• Bebeğin yaşamının ilk 6 ayında bütün gereksinimlerini karşılayacak besin maddelerini kapsamaktadır, 
• Büyüme faktörlerini, bebeği hastalıklardan koruyucu ajanları ve vücudu mikroplara karşı koruyan maddeleri içerir (bu nedenle anne sütü bebeğin ilk aşışı kabul edilmektedir). Bebeği yaşamının ilk 4-6 ayında ishal, orta kulak iltihabı, grip, zatürre gibi hastalıklardan korur, 
• Ayrıca anne sütü, alerjik hastalıklardan, kanserden, şeker hastalığından, şişmanlıktan korur beslenme yetersizliğinin oluşmasını önler. • Anne sütü alan çocuklar da pişiklere daha az rastlanır. 
Emzirme anne içinde yararlıdır,' emzirmenin göğüs kanserini önlemede koruyucu rolü vardır. Ayrıca emzirme anında salgılanan oksitosin hormonu da doğum sonrası rahmin eski haline dönmesine yardım eder. (Beslenme bakımından çok önemli olan “anne sütü” hakkında ayrıntılı olarak bilgi verilecektir). 

 Doğduğu andan itibaren bebek istedikçe emzirilmelidir. 

Bebeğin emme isteğinin göstergeleri; 
• Bebeğin huzursuzlaşması ve ağlaması 
Emme hareketleri yapması, 
• Elini ağzına götürüp emmeye çalışması, 
• Uykudan beklenmedik bir zamanda huzursuz bir şekilde uyanması. 

Yeni doğan bebekler genellikle gün içinde 8-10 kez emmek (2-4 saat arası) istemektedirler. Öğün sayısı bebek büyüdükçe giderek azalır. 
İlk aylarda sık olarak emzirmeyle; bol süt gelmesi sağlanmakta, göğüslerin şişmesi, acıması, hassasiyeti ve meme apsesi oluşması önlenmektedir. Ayrıca emziren kadınlarda meme kanseri olma riski daha azalmaktadır. 
Piyasadaki hazır mamalar, inek sütü, evde pirinç unu ile yapılan ya da şekerle hazırlanan besinler, hiçbir zaman anne sütünün yerini tutamazlar. 
Dünyaya gelen bir bebeğe erken hemen ve (doğumdan sonraki ilk 30 dakika içinde) sık olarak emzirmek gerekmektedir. Anne sütü ile beraber bebeğe su verilmesine gerek yoktur. Bu bebekte tokluk hissinin oluşmasına ve sonuçta daha az emmesine neden olmaktadır. Yazın çok sıcak havalarda çok terleyen bir bebeğe kaşıkla kaynatılmış ve soğutulmuş su verilebilir. İstemeyen bebeğe ise ısrarla su içirmek doğru bir davranış değildir. 

Bebeklerde emzirme sıklığı; 
Bebeğin sık ve sayısız emzirme beslenmenin temelini oluşturmaktadır. Bebeğin emmeye başlamasıyla anne sütünün yapımı harekete geçmektedir. Doğumu izleyen ilk haftada gelen ve ağız (kolostrum) adı verilen koyu kıvamlı sarımsı anne sütünün verilmesi çok önemlidir. Çünkü bunun besleyici değeri oldukça yüksek ve aynı zamanda bebeği sık görülen bulaşıcı hastalıklara karşı korumaktadır. 

Emzirmenin başlatılması: 
İlk emzirme doğumdan hemen sonra yapılmalı, ilk 30 dakikadan daha geç olmamalıdır. Eğer anne sezaryenle doğum yapmışsa, annenin tamamıyla kendine geldiği ilk 12 saat içerisinde bebeği emzirebilir. Süt yapımı ve salınımı bebek emdikçe olacağından, sütün kendiliğinden gelmesi kesinlikle beklenmemelidir. 
Bebek emerken meme başı ile beraber etrafındaki kahverengi kısmının tamamen ağzının içine alması, meme başı çatlaklarının ve emerken ağrının önlenmesinde bir tedbir olarak uygulanabilir. 
Bebek, İlk günlerde bir meme sadece 5 dakika emmeli, daha sonraki günlerde ise her bir meme için 10 dakika olarak uygulanmalıdır. Emme sık aralıklarla yapılmalı ancak 2-3 saat aralıktan daha geç olmamalıdır. Fakat emme araları ve süreleri için kesin zaman sınırlamaları uygun değildir bunu belirlemek için bebeğin davranışları iyi gösterge olduğundan takip edilmelidir. Bebek karnı doyduğu zaman uyur, acıktığında ise huzursuzlanarak uyanır ve ağlamaya başlar. Bu nedenle bebek her uyanıp ağladığında emzirilmelidir. 
Her emzirmede mutlaka iki meme de kullanılmalı ve emzirmeye bebeğin en son emdiği memenin diğerinden başlanmalıdır. Böylece bebeğin gün içerisinde her iki memeden de eşit miktarda emmesi sağlanmış olacaktır. 
Emzirirken annenin ve bebeğin rahat olması gerekmektedir. 
Emzirmeden önce annenin bebeğiyle konuşması ve okşaması bebeğin rahatlamasını ve kolay emmesini sağlamaktadır. Annenin irkilmesi veya endişeli olması bebeğin yeterli süt almasında güçlük yaratacaktır. Beslenme öncesinde sağlanan rahatlık, bebeğin kusmasını ve gaz sancısını önlediği veya azalttığı tespit edilmiştir. Emzirmeden önce bebeğe inek sütü, su ya da hazır mamanın verilmesi, bebeğin anne sütünü az emmesine, anne sütünde bulunan ve çocuğu hastalıklardan koruyan maddelerin etkisinin azalmasına sebep olacaktır. Bu nedenle bebek öncelikle emzirilmeli, eğer anne sütü yeterli olmuyorsa emzirmeden sonra bu tür gıdalar verilmelidir. Ek gıdalara bebek 6 aylık olunca verilmeye başlanabilir. 
Sezaryen olan annelerin emzirmeye daha geç başlaması süt gelmesinde olacak gecikme yüzünden, başlangıçta bebeğe hazır mama verilebilir. 
Emzirmenin ikinci gününde memelerdeki damarlarda artma ve genişlemeye bağlı olarak kan akımında 10 misli artış görülmektedir. Bu dönemde anne memelerinin rahat olması için uygun sütyen kullanması gerekmektedir. Aksi halde memelerde hassasiyet ve giderek artan ağrı meydana gelebileceğinden annenin ve bebeğin huzursuz olmasına neden olacaktır. 
Emzirme sırasında bebeğe doğru pozisyonun verilmesi: 
Emzirmeden önce anne ellerini yıkamalı, meme başı kaynatılmış sabunlu su ile iyice temizlenmeli ve ıslak bırakılmadan kurulanmalıdır. 
“Emzirmeden önce meme başına bal veya tat veren benzeri maddeler sürülmemelidir. Çünkü bunlar bazı mikropların yerleşmesine ve çocuğun mikrop kapmasına neden olmaktadır.” 
Emzirirken bebeğin gövdesi ve yüzü anneye tam dönük olmalı, anne bir kolu ile bebeğin başını ve sırtını desteklemelidir. Bebeğin emmesinin etkin ve rahat olması bakımından, burun deliklerinin açık olması ve burundan rahat nefes almasının sağlanması gerekmektedir. 
Anne, bebeğin dudaklarını meme başına dokundurarak, bebeğin ağzını açmasını sağlayabilir. Ağzını açmayan bebeklerin alt çeneleri hafifçe aşağı doğru bastırılarak açması sağlanabilir. Ancak kesinlikle zorlama yapılmaması gerekir. 
Emzirdikten sonra bebek annenin omzuna yatırılıp sırtına hafifçe vurularak gazı çıkartılır. 
Anne sütünün altıncı aydan sonra bebeğin sağlıklı büyüyüp gelişmesi için tek başına yeterli olmadığı durumlarda ek gıdalara başlanabilir. Ancak emzirmeye 2 yaşına kadar devam edilebilir. 
Emzirmeyi sonlandırma bebeği alıştıracak şekilde yavaş yavaş olmalıdır. Bir emzirme saati atlanıp, onun yerine bebeğe ek bir besin verilerek beslenmeye devam edilmelidir. 
"Bebeğin 6 ncı aya kadar çok önemli olan tek besin kaynağının “anne sütü” olduğu unutulmamalıdır." 
Bebeğin beslenmesinde anne sütünün yeterli olup olmadığı konusunda, bebeğin boy ve kilo artışının takip edilmesiyle karar verilebilir. Bebek ilk 15 günde doğum ağırlığına ulaşmamışsa ya da 10 günden sonra kilo kaybetmeye devam ederse beslenmenin yetersiz olduğu bilinmelidir. 

• İlk 2-3 haftada bebeğiniz en az 2-3 saatte bir ya da 24 saatte en az 8 kez emmesi gerekir. 
• Emzirme sonunda göğüslerin yumuşadığı ve boşaldığı hissedilmeli, 
• Sessiz bir ortamda emzirirken, bebeğinizin yutma sesi duyulmalı, 
• Bebeğinizin doğumdan sonraki ilk 5 günde sık ve koyu renkli olan kakası, daha sonra sarı-hardal rengine dönmeli, 
• Bebeğiniz 6 ncı günden sonra altını daha çok ıslatacağından 24 saatte en az 8 ıslak bez alınmalıdır. 

Emzirme sırasında karşılanan güçlükler; 
-Çökük meme ucu; emzirmeden önce her iki başparmak meme başının her iki yanına konur ve memeye bastırılırken yana doğru çekilerek meme başının çıkması sağlanabilir. Diğer bir yolda emzirmeden önce meme pompasının kullanılmasıdır. 
-Meme başı çatlakları; emzirme tekniğinin yanlış olması sonucu oluşan meme ucu çatlaklarının önlenmesi için, etrafındaki kahverengi kısmın bebeğin ağzına girmesi sağlanmalı, bebek kısa süreli ve sık aralıklarla emzirilmelidir. Sütyen pamuklu kumaştan ve rahat olmalıdır. 
-Göğüslerde süt birikmesi; göğüslerdeki sütün tam boşaltılmaması sonucu oluşur ve bebek aşırı şişkin olan memeyi kavrayamaz. Emzirmeden sonra memelerde kalan süt elle ya da pompa ile boşaltılmalı, bebek sık emzirilmelidir. 
-Meme Apsesi; göğüslerin temizliğine dikkat edilmediğinde ya da göğüslerdeki süt tam boşaltılmadığında, süt kanallarında tıkanmalar sonucu memede hassasiyet kızarıklık, şişlik ve şiddetli ağrıyla seyreden mikrobik meme hastalığıdır. Bebek sağlam memeden emzirilmeye devam edilmeli, apse düşünülen meme elle ya da pompa ile boşaltılmalıdır. Soğuk tatbiki ve memenin uygun sütyenle askıya alınması faydalı olabilir. Ancak zaman kaybedilmeden hekime müracaat edilmesi gerekir. 

Annenin Hastalığında Anne Sütü İle Beslenme: 
Nezle, grip gibi hastalıklarda anne, kendi ağzını ve burnunu tülbentle kapatarak ya da maske kullanarak bebeği emzirebilir. 
Annede sitomegalovirus enfeksiyonu, AIDS mikrobu taşıyıcısı olması, tüberküloz (verem), ağır kalp yetersizliği, böbrek yetersizliği gibi hastalıklar, psikoz, ağır depresyon durumları anne sütü vermeyi engelleyen durumlardır. 
Emzirme döneminde annenin aldığı ilaçlar, bebeğe sütle büyük oranda geçer., Bu nedenle doktor tavsiyesine göre kullanılmalıdır. 
Emziren annenin alkol, morfin gibi madde kullanması bebekte alışkanlık yapar. 
Sigara içen annelerin sütüne geçen nikotin, bebekte huzursuzluk, bulantı, kusma yapabilir ve zatürre orta kulak yolu iltihabı gibi hastalıkların görülme oranını artırabilir. 
Bebeğin bademcik iltihabi, grip nezle solunum yolu iltihabı ve ishal gibi hastalıkları durumunda emzirmeye ara verilmemelidir. Emzirmeye devam edilmeli , öğünler sıklaştırılmalıdır. 
Galaktozemi, fenilketonüri, maplesyrup gibi bazı metabolik hastalıklarda anne sütü verilmez. 

Bebeğe ek besinlere başlanma zamanı: 
Anne sütü ya da hazır mamaların dışındaki besinlerin sindirimi 4 ncü aydan önce yeterli değildir. Anne sütü ile beslenen bebeklere ilk altı ay ilave gıdalara ihtiyaç duyulmaz. Anne sütü tek başına bebeğin büyümesi ve gelişmesi için yeterlidir. Ancak bu aylardan sonra bebeğe anne sütü ile birlikte hekim tarafından ihtiyaç duyuluyorsa D vitamini ve ek besinlerin verilmesi gerekir. Ayrıca bebeğe 4-6 ncı aydan önce ek gıda verilmesi anne sütünün etkinliğini azaltacağı gibi bebekte ishal, kabızlık ve bağırsaklarda gaz birikmesine, besin alerjilerine neden olabilir. Bu nedenle ek gıdalara geçerken mutlaka hekime danışılarak aylara göre uygun gıdaların verilmesi sağlanmalıdır. 

Anne sütü ile beslemede dikkat edilmesi gereken hususlar; 
• Anne sütü ile beslenme karışık beslenme değildir. İlk altı ayda anne sütü alan bebeklere ilave gıda verilmesi gerekmez. İlave gıdalar anne sütünün etkinliğini büyük ölçüde azaltır. 
 • Bebek doğar doğmaz ameliyatla doğum yapmış ve annesi narkoz almış olan bebekler dahil şayet emebiliyorsa annenin memesine konmalıdır. 
• Bebeğe şekerli su verilmemelidir. 
• Anne sütü ile beslenen bebeklere, altı aylık oluncaya kadar yalnız “D” vitamini verilir. 
• Bebek 6 aylık olduktan sonra anne sütünün yanında katı gıdalara geçilmelidir. 
• Emziren annenin oturma pozisyonunun rahat olmasına dikkat edilmelidir. Özellikle halk arasında ağız (kolostrum) denilen lohusalık sütünün bir damlası bile ziyan edilmeden bebeğe verilmesi sağlanmalıdır.

Facebook Yorumları

En Çok Okunanlar